Şarkılarla Latin Amerika turu

-
Aa
+
a
a
a

Bu haftaki programımızda kısa bir Latin Amerika turunda çıktık ve Luis Mariano, Dario Moreno, Bernard Lavilliers ve Marie Laforêt gibi isimlerden Meksika, Küba, Brezilya, Peru ve Arjantin’i konu alan parçalar dinledik.

Véronique Sanson

Programın açılışını Michel Fugain’in 1979 tarihli Les sud-américaines adlı parçasının 1998 yılına ait bir canlı performans kaydıyla yaptık. Sözleri yé-yé akımı temsilcilerinden Tunus asıllı Jacqueline Taïeb, müziği ise kendi imzasını taşıyan parçada; “Güney Amerikalı kadınlar, bekleyin beni uzak denizlerin güneşi altında. Üstü açılır arabalar, palmiye ağaçları, plajdaki kumlar, var etrafımda” diyordu sanatçı.

Bir giriş niteliği taşıyan bu parçanın ardından Latin Amerika turundaki ilk durağımız bir Orta Amerika ülkesi olan Meksika oldu. Meksika’yı ya da Meksika kültürünü konu alan birçok parça var Fransız popüler müziğinde. Uzak diyarlardan bahseden egzotik şarkıcıların moda olduğu ellili yıllarda Georges Guétary; On danse à Mexico, Charles Aznavour ve Marcel Amont; Un mexicain, Luis Mariano da Le chanteur de Mexico gibi şarkıları seslendiriyordu. İlerleyen dönemde ise Meksika, Eddy Mitchell’in Rio Grande, Renaud’nun Adios Zapata ve Hubert-Félix Thiéfaine’in Pulque, mescal et tequila gibi şarkılarıyla konuk oldu Fransız popüler müziğine. Luis Mariano'nun seslendirdiği Le chanteur de Mexico, ilk olarak 15 Aralık 1951’de, Paris’teki Châtelet Tiyatrosunda sergilenen operete ismini de vermişti aynı zamanda. Söz konusu operetteki şarkıların müzikleri Francis Lopez, sözleri ise Raymond Vincy ve Félix Gandéra’nın imzasını taşıyordu. Büyük ilgi gören bu müzikal 1956’da Richard Pottier tarafından sinemaya da uyarlanmış, filmin başrollerinde de Luis Mariano, Bourvil ve Annie Cordy gibi isimler yer almıştı. 

Güney Amerika’ya doğru hareket etmeden önce Meksika’dan kısa süreliğine Küba’ya uğradık ve Jean Ferrat’nın 1967’de bu ülkeye yaptığı ziyaret sonrası kaydettiği bir parçanın hikâyesini anımsadık. 1967 Mayısında, Küba Kültür Bakanlığının daveti üzerine eşi Christine Sèvres ve aynı zamanda Isabelle Aubret’nin eşi olan yapımcı Gérard Meys ile birlikte gitmişti sanatçı Küba’ya. Bu yolculuk her ne kadar turistik amaçlarla yapılsa da Kübalıların ısrarları üzerine 23 Mayıs’ta Havana’da, 25 Mayıs’ta da Fidel Castro’nun kişisel uçağıyla seyahat ettiği Santiago’da birer konser vermişti sanatçı. Ferrat’nın Santa Clara, Varadero ve Trinidad’da da sahne aldığı konserler sonrasında Meksika’yı ve ABD’yi de ziyaret ettiği yolculuğu nihayet Ağustos ortasında sona erdi ve Paris’e dönen sanatçı Isabelle Aubret ve Christine Sèvres’in yeni albümleri üzerinde çalışmaya başladı. Bunlara paralel olarak kendi albümünün bestelerine de odaklanan Ferrat, bu albüme Henri Gougaud’nun ilk başta Christine Sèvres’in seslendirmesi için yazdığı Cuba si adlı parçayı eklemeye de karar verdi. Gougaud bu parçayla ilgili: “Ferrat’nın bir Küba köylüsünün derisine büründüğü politik bir parça hayal ettim” ifadelerini kullanmıştı. Ferrat ise 29 Aralık 1968’de kendisiyle televizyonda gerçekleştirilen bir röportajda 1959 Devrimi sonrası sosyalist rejime geçen Küba’ya yaptığı yolculuğun kendisine ne öğrettiği sorusuna: “Bana bir şey öğretti, evet, bu girişimden bahsetmek istiyorum. Küba'da gerçekleştirmeye çalıştıkları şey, gerçek bir meydan okuma ve sonuçta insanlığın en büyük hayali. Nereye varacağını bilmiyorum. Kısacası, mesele sadece paranın medeniyetini ortadan kaldırmak” cevabını vermişti. Şarkının sonunda: ”Bir gün yaşlı bir maymuna dönüşsem de, Bir gün Küba’nın gökyüzü cam gibi parçalansa da, biliyorum ki bir fikir için yaşanabilir burada” diyordu Ferrat.

Küba’dan Güney Amerika kıtasına geçtik şimdi ve kıtanın kuzeyinde yer alan iki komşu ülkeyi konu alan parçalarla devam ettik programa. Dinleyediğimiz ilk şarkı Les Compagnons de la chanson grubunun seslendirdiği 1957 tarihli Au Venezuela idi. Topluluğun çok fazla tanınmayan parçalarından biri bu. Sözleri François Llenas müziği ise Robert Swing imzalı şarkıda: “Yabancı, bu gece son kez geliyorsun. Sabah gideceksin, otur bizle ateşin etrafında, dinle atalarımıza ait bir şarkıyı, geçir vaktini şarkı söyleyerek Venezuela'da” diyor grup. Bunun ardından da Kolombiya’ya özgü bir müzik türü olan kumbiya altyapılı bir parçaya kulak verdik. Barbet Schroeder’in 2000’de gösterime giren Our Lady of Assassins filminden esintiler taşıyan Les garçons de mon quartier (Mahallemdeki oğlanlar) adlı parçada Juliette, organize suç, mafya ve kartellerin işgali altındaki bir şehri ve bu şehrin sakinlerini daha pozitif bir bakış açısıyla ele alıyor ve bize bellerindeki kemerde silah eksik olmayan, sevdikleri futbolcuların formalarını giyen, Hz. İsa dövmesi taşıyan ve kaderlerini değiştirmek için Brian ya da Nelson gibi Amerikan aktörlerinin isimlerini ödünç alan delikanlılardan bahsediyordu. 

Latin Amerika turumuzda bir sonraki durağımız Güney Amerika kıtasının coğrafi anlamda en büyük ülkesi Brezilya oldu. 1950’lerden itibaren Fransız popüler müziğinde bu ülkeyi konu alan birçok şarkıya rastlıyoruz. Aynı zamanda Brezilya orijinli pek çok şarkı da Fransızcaya uyarlanmış. Örneğin Dario Moreno’nun 1958’de piyasaya sürdüğü Si tu vas à Rio (Eğer Rio’ya gidersen) adlı parçanın orijinali Madureira chorou adını taşıyor. Bir önceki yıl Carvalhinho ve Julio Monteiro tarafından kaleme alınan şarkıyı Joel de Almeida seslendirilmiş. Şarkının Fransızca uyarlamasını ise Les Compagnons de la chanson grubu üyelerinden Jean Broussolle yapmış ve parça ilk olarak söz konusu topluluk tarafından kaydedilmiş. Ne var ki parçanın popüler bir hale gelmesini sağlayan isim unutulmaz yorumuyla Dario Moreno olmuş. 1958 ve 59’da; Tino Rossi, Yvette Giraud ve Lucien Jeunesse isimler tarafından da kaydedilen şarkıyı 1964’te Dario Moreno farklı bir düzenlemeyle yeniden yayınlamış ve Si tu vas à Rio, 1966 yazının en çok dinlenilen parçalarından bir olmuş.

Fransız popüler müziğinde Latin Amerika denince akla ilk gelen isimlerden biri de Bernard Lavilliers hiç kuşkusuz. Dünyanın bu bölgesine defalarca yolculuk yaparak burada bulunan ülkelerin çoğunu gezen sanatçı, ziyaret ettiği çoğu ülke ya da şehir hakkında şarkılar da yazmış. Lavilliers’nin bu seyahatleri ve şarkı yazım süreçlerini konu alan Écrire sur place adlı bir kitabı da bulunuyor. Sanatçının bu kitapta da sözünü ettiği şarkılardan biri de Sertão. Sertão, Brezilya’nın kuzeydoğusunda bulunan, bodur ağaçlarla kaplı uçsuz bucaksız bozkırlara verilen isim. Lavilliers şöyle bahsetmiş bu bölgeye yaptığı yolculuktan ve buradan aldığı ilhamla kaleme aldığı şarkıdan: “Caruaru şehri sertao’nun sınırında yer alıyor. Güneş kavurucu. Işık neredeyse sıcaklık ve sessizlik kadar ağır. Kuraklık yüzünden mahvolan bu sertao'yla kendimi özdeşleştiriyorum çünkü burası Brezilya'nın çok gizli bir parçası. Bu büyük çölde her şey var: müzik, kan davası, şiddet, haydutlar ve şeref kuralları... Arabayla yolculuk etmeyi seviyordum. Günler ve geceler boyunca kilometrelerce yol gidiyorduk. Brezilya’nın bu bölgesi insanların kafasındaki Brezilya imajıyla uyuşmuyor. Sertão’yu yazarken bunu düşünüyorum. Ülke içindeki bu ülke ilgimi çekiyor... Genelde yolculuklarım sırasında şarkı yazmam, bunun yerine beslenirim. Buna karşın Caruaru’da, şarkının bazı bölümlerini karalamıştım ve belki de yola çıkmadan önceki gece bunları bir araya getiririm... Oteldeyim. Hava korkunç derecede sıcak, her yerde sivrisinekler var. Recife’ye dönünce, modern müzisyenlerden oluşan Quinteto Violado grubuyla temasa geçiyorum... Sertão’nun döngüsel bestesi başka hiçbir şeye benzemiyor.  Adeta çılgınca yüzüyor. Recife’de kayıt stüdyosu olmadığı için Rio’ya gidiyoruz, bana kayıt için iki gün veriyorlar. Ben önce Attention fragile ve O Gringo’yu kaydediyorum. Nihayet Quinteto Vioaodo da Recife’den geliyor ve onların vokallerinin de katkısıyla Sertão adeta bir film müziğine dönüşüyor”.

Brezilya’ya noktayı koyduktan sonra bir başka Güney Amerika ülkesi olan Peru’ya geçtik. Brezilya’nın batısında, Ekvador ve Kolombiya’nın güneyinde yer alan bu ülke, batıda Büyük Okyanusla sınırlanmış. Bin yıllar boyunca İnka uygarlığının hüküm sürdüğü bu topraklar, 1532'den itibaren İspanya egemenliği altına girmiş. Peru’nun bağımsızlığını kazanmasını sağlayan isimler ise 1821'de José de San Martín ve Simón Bolívar olmuş. Bu ülkeyi konu alan parçalardan biri, ünlü El Condor Pasa melodisinden uyarlanan ve Marie Laforêt tarafından seslendirilen Sur les chemins des Andes. Şarkının orijinali adını 1913 tarihli zarzuela adı verilen bir müzikal tiyatro oyunundan alıyor. Daniel Alomía Robles’in geleneksel bir Peru ezgisinden ilham alarak yaptığı bestenin ilk kaydı 1933 yılına ait. Bunun ardından da Amerikalı müzisyen Paul Simon, parçanın enstrümantal versiyonunu Paris orijinli Los Incas grubunun bir konserinde dinleyip çok etkilenmiş ve kendi kaleme aldığı İngilizce sözlerle Art Garfunkel’la birlikte kaydetmiş. El Condor Pasa ya da If I could ismini taşıyan parçanın, ikilinin 1970 tarihli albümünde yer alması sonrasında Daniel Alomía Robles’in oğlu Paul Simon’a bir telif davası açsa da, Simon’ın davadaki saygılı tavrı ve istemeden bir hata yaptığını belirtmesi olayın daha da büyümesini engellemiş ve El Condor Pasa ya da Türkçesiyle Akbaba geçiyor, zamanla bir klasik haline gelmiş. Parçanın Fransızca versiyonu olan Sur les chemins des Andes'ın (And yollarında) sözleri ise Michel Jourdan imzasını taşıyor. 1966’da, tüm bu yaşananlardan önce, Marie Laforêt şarkıyı Los Incas grubu eşliğinde kaydetmiş ne var ki parça o dönemde de çok da dikkat çekmemiş. Simon & Garfunkel versiyonun elde ettiği büyük başarının ardındansa, yetmişler boyunca onlarca isim şarkının farklı versiyonlarını piyasaya sürmüş.

Latin Amerika turumuzda son durağımız Arjantin oldu. Yirmili ve otuzlu yıllarda yavaş yavaş Fransız şansonuyla entegre olmaya başlayan tangolar sayesinde Fransız müzisyenlerin en fazla ilgili gösterdiği Güney Amerika ülkelerinden biri olmuştu Arjantin. Tangolar başlıklı programda da bahsettiğimiz gibi o dönemin en fazla dikkat çeken şarkıları arasında; Brévard ve Lambert’in seslendirdiği Notre tango, Marie Dubas’nın yorumladığı Le tango stupéfiant ve Carlos Gardel’in ünlü Adios muchachos’undan uyarlanan Adieu Paris'yi saymak mümkün. 30’lu ve 40’lı yıllarda Fransa’da tango denince akla gelen ilk isim ise Tino Rossi'ydi. Korsikalı sanatçı, bu tarzdaki birçok eseri orijinal haliyle ya da Fransızca sözlerle kaydetmişti. Altmışlı ve yetmişli yıllarda ise bu görevi Guy Marchand üstlendi ve özellikle Astor Piazzola tangolarından yaptığı uyarlamalarla büyük beğeni kazandı. Biz de haftanın kapanışını 2023’ün Aralık ayında aramızdan ayrılan Guy Marchand'ın, sözleri kendisine müziği ise Christian Gaubert’e ait 1995 tarihli L’air de Buenos Aires (Buenos Aires havası) adlı tangosuyla yaptık.

Kaynaklar:

- Jean Ferrat - Rouge Cerise, Baptiste Vignol, Grund, 2019

- Écrire sur place, Bernard Lavilliers, Des Equateurs Eds, 2023

Şarkıcı / YorumcuParça AdıAlbüm AdıSüre
Michel Fugain Les Sud-Américaines Petites fêtes entre amis (live) 4:30
Luis Mariano Mexico Le chanteur de Mexico 3:33
Eddy Mitchell Rio Grande Ma dernière séance 4:38
Jean Ferrat Cuba si Ses plus grandes chansons 2:49
Les Compagnons de la chanson Au Venezuela Neuf garçons, un coeur Vol.4 2:26
Juliette Les garçons de mon quartier Mutatis mutandis 4:25
Dario Moreno Si tu vas à Rio Best of Gold Dario Moreno 2:25
Bernard Lavilliers Sertão Les 50 plus belles chansons 4:40
Véronique Sanson & Alain Souchon Bahia Duos volatils 2:55
Marie Laforêt Sur les chemins des Andes 1966-1968 3:08
Alain Barrière Amour Inca Paroles et musique 3:31
Guy Marchand L'air de Buneos Aires Best of Guy Marchand 3:37